Yerli Tohum Dedektifleri Ata Mirasını Aktarıyor

Aydın’ın Yenipazar ilçesinde yaşayan Feray Karapınar ve içinde bulunduğu tohum derneği, Türkiye’nin farklı noktalarından topladıkları yok olmanın eşiğinde olan ata tohumlarını çoğaltarak, gelecek nesillere aktarımını sağlıyor.

Ata tohum üreticisi Feray Karapınar ile Türkiye'nin yerli tohumlarının bulunup gelecek nesillere aktarımını sağlama işine yönelik keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?
Adım, Feray Karapınar. 47 yaşındayım. Tohumculuk yapıyorum.

Burada neler yapıyorsunuz?
Burası bir tohum enstitüsü gibi bir sistemle çalışıyor. Anadolu’da kaybolmaya yüz tutan yerel tohum çeşitleri, bir sürü gönüllümüz tarafından toplanarak bize gönderiliyor. Bizim aynı zamanda Karaot Tohum Derneği adında bir derneğimiz var. Oradaki gönüllüler bu tohumları Anadolu’nun köylerinden toplayıp gönderiyorlar.

Derneğinizden bahsedebilir misiniz?
Karaot Tohum Derneği, 20 yıl önce kuruldu. Kaybolan tohumlar nereye gidiyor meselelerini dert edinen bir dernekti. Hala da öyle. Onların etkilediği veya bizzat gönüllüsü olan yüzlerce insan şimdi Anadolu’nun birçok yerinde tohum topluyor. Yyaşlı teyzelerden. Yarı profesyonel yarı gönüllülerin olduğu bir yapı ama tohum toplama işi tümüyle amatörlerin işi. İçinde ticari bir kaygı yok, dernek Avrupa Birliğinden fon almıyor. Ticari şirketlerle iş birliğini kabul etmiyor. Gönüllüler sahaya çıkıyor. Bu gönüllülerin içinde dağcısı, bisikletçisi var. Hafta sonu yürüyüşe çıkarken toplayanı var. Herkes bu işi dert ediniyor. Karaot Tohum Derneğinin yapısı da homojen bir yapı değil. Hacılarımız, mollalarımız, ateistlerimiz, CHP, MHP, AK Parti gibi daha birçok siyasi parti görüşü olan üyemiz var. Hepimizi tarif eden şey tohumculuk. Hani hep anlatırlar da siyaset izin vermez ya her kesimden insanı kucaklayacağız ama siyaset izin vermez diye. Biz becerdik 20’nci yılımız oldu. Bizde şu ana kadar özel durumları veya ölmedikten sonra bu dernekten çıkılmaz. Siyaseten sadece muhtar seçimlerinde ikiye bölündük. Çünkü iki muhtar adayı da derneğimizin üyesiydi. Biz dernek olarak karar aldık, muhtarlık seçimlerine bile alet olmayacağız dedik. Kazanan muhtarla devam ettik, kaybedenle de devam ettik. Ben derneğin en küçüklerindendim. Kurucu üyesiyim, ben kurduğumda dernek ortalamamız 67 idi. Tabi yıllar geçince 60’lı yaşlarında olanların çoğu rahmetli oldu. Nenelerimiz var ama hala yaşayan. Ben gençlerindenim. Onların tecrübesinden de neyin alet edilip edilmeyeceğini onlardan öğrendik. 1980 döneminde insanlar bölünmüş biz de dedik ki en azından tohum gibi önemli bir meseleyi siyasete alet etmeyelim. İyi de oldu. Biz bu konuyu birine açtığımızda beni ilgilendirmiyor diyemiyor. Çünkü gıda meselesi herkesi ilgilendiriyor.

Tohum bulup gönderme süreci nasıl oluyor?
Mesela şu an bu masadaki tohum Giresun’dan bir gönüllümüz tarafından gönderilmiş. Kavanozumuz var ve onun içinde bir tohum tanımlama formumuz var. Tohumu bulan gönüllümüz formu dolduruyor ve bize gönderiyor. Uzun yıllar yaptığımız çalışmaların ardından hangi sorular sorarsak bunun yerel bir tohum olduğunu anlarız diyebileceğimiz sorular meydana getirdik ve forma koyduk. Bu formu isteyenlere hem online hem de posta yoluyla gönderebiliyoruz. Nerede, kimden, bulunduğu ve buluş hikayesinin olduğu bir form.

"BUNU YAPMAZSAK TOHUMLAR KAYBOLUP GİDECEK"
Tohumları nasıl sınıflandırıyorsunuz?
Mesela burada bir öğrenci 80 yaşındaki nenesinden bulsa ve o köyde kimsede kalmamış olursa bu tohumu kod 3 olarak işaretliyoruz. Çok önemli anlamına geliyor. Üreticisi hala çok, tohum elde var bu ise kod 1 oluyor yani herhangi bir risk altında değil. Ya da bir köye gittiniz ve orada sadece 10 kişide bu tohum var. Bu durum ise kod 2 oluyor. Burada en önemli olan tabi ki kod 3. Özellikle yaşlı kadınlarda tohumları buluyoruz. Tohumları alıp çoğaltana kadar onları sık sık ziyaret ediyoruz. Bunu yapmazsak o tohumlar kaybolup gidecek. Biz şu an Anadolu’da ölen kadınlarla birlikte belki de birçok tohumumuzu kaybediyoruz. O yüzden dernek olarak acele ediyoruz.

"BU BİR EMANET"
Kaç farklı tür topluyorsunuz?
Toplayabildiğimiz kadar farklı tohum türü yetiştirmeye çalışıyoruz. Çabalarımızla bu yıl mesela 110 farklı tipte biber elde ettik. Bu 110 farklı tipte illaki çimlenenler veya çimlenmeyenler olacaktır. Bunlar çimlendiğinde her kökten 20’şer tane dikilecek ve bunların muhafaza edilmesi gerekecek çünkü birbirlerini döllememeleri gerekiyor. Farklı bu kadar çeşidi yetiştirmek çok zor ve aslında bu bir enstitü işi. Üniversitelerin ve devletin işi ama şu an yapan olmadığı için biz yapıyoruz. Bu bir emanet aslına bakarsanız. Biz devam edeceğiz derlerse seve seve onlara bırakmaya razıyız. Türkiye’nin birçok noktasında aslında üreticiye bu konuda desteğimiz oldu. Üretici pazarların kuruluşunda çalıştık. Birçoğunda insanlar yerel tohumları kullanmaya devam ediyorlar. Denemeler yapılıyor bu bahçede. Yıl içinde de susuzluğa, hastalığa ne kadar dayanıklı, hedef boyu nedir şeklinde kayıt alıyoruz. Mesela bugün 36 farklı tipte fasulye deneyeceğiz. Onları viyolelere koyuyoruz. Her bir viyolu etiketleyeceğiz. Her bir fasulyeden yarımşar viyole yani 35 adet yapacağız. Bunlar burada yetiştikten sonra yüksek rakımlı Bozdoğan’ın Dünemler köyünde 1200 rakımlı bir arazide dikerek denemelere başlayacağız. Aslında kendi doğasına en uygun yere götüreceğiz.

"BİLGİ TAKAS MERKEZİ OLSUN İSTİYORUZ"
Eğitim veriyor musunuz?
Bizler genel olarak eğitime çok önem veriyoruz. Özellikle çocuk eğitimine çok önem veriyoruz. Çünkü insanlar belli alışkanlıklarını belli bir yaştan sonra değiştiremiyor. Yeme içme alışkanlıklarımız bile olsa değişim çok zor oluyor. O yüzden çocuklara aşılayalım istiyoruz ki kafalarında tohum ve toprak kalsın.
Burada arazide asla kimyasal gübre kullanmıyoruz. 8 yıldır bu araziye bir tane kimyasal ürün girmedi. Kullandığımız tarım ilacı arap sabunu, ısırgan suyu ile yapılır. Bunlarla ilgili broşürler ve gerekli eğitimler verildi. Nasıl yapılacağını ve nasıl kullanılacağını da anlattık. Bizim gerçekleştirmeyi istediğimiz bir tohum tarım akademisi projemiz var. Tarım üreticilerimizin çocukları var. Onlar üniversitelerini bitirip köylerine dönüyorlar. Birçoğu istedikleri meslekleri yapamayınca veya atanamayınca geri dönmek zorunda kalıyorlar ve tarımla ilgili hiçbir şey bilmiyor oluyorlar. Bu yüzden bir tohum ve tarım akademisi olsun, hocalar ders versin. Bu üretici çocuğu olup üretimden kopmuş çocukların eğitimlerini üstlenelim istiyoruz. Traktör kullanmayı öğretelim, eşeğe odun sarmayı öğretelim, sirke yapmayı öğretelim. Köyde yaşayıp üretimden kopmuşlara için bir bilgi takas merkezi yapalım istiyoruz.

"ON BİN YILDIR YAPILIYOR BU İŞ"
Bir hayaliniz var mı?
Bizim amacımız boyumuzdan çok büyük. Doğanın insan eliyle tahrip edildiği bir yerde çıkıp yerel kaynakların korunmasıyla ilgili bir iş yapmak bizim gerçekleştiremeyeceğimiz kadar büyük bir hedef zaten. Yerel çeşitlerin korunması diye başlayan bir cümle bile iki insanın ömrünün yetmeyeceği bir şey. On bin yıldır yapılıyor bu iş. Bizim en büyük hedefimiz mümkün olduğu kadar çok emaneti teslim alıp ehlileştirmek ve bizden sonraki gelecek nesle devamını sağlamak. Bizim şu anki koyduğumuz hedef bile bizim çok haddimizin üstünde.

Aydın Hedef Gazetesi / Tuğba Aydın Röportajı

usercartleafcrossmenuarrow-down-circle